<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Haberleri ve Sağlık Bilgileri</title>
	<atom:link href="http://www.saglikbilgi.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikbilgi.org</link>
	<description>Pratik Sağlık bilgileri , güzel sağlık bilgileri , ilginç sağlık bilgileri ve daha fazlası</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2012 19:45:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>ADET ÖNCESİ SENDROM neden olur?</title>
		<link>http://www.saglikbilgi.org/adet-oncesi-sendrom-neden-olur/</link>
		<comments>http://www.saglikbilgi.org/adet-oncesi-sendrom-neden-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 19:45:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgi.org/?p=352</guid>
		<description><![CDATA[ADET ÖNCESİ SENDROM neden olur, ADET ÖNCESİ SENDROMdan nasıl kurtulur gibi soruların cevabı saglikbilgi.orgda&#8230;Adet öncesi sendrom 5 ve 10 gün arasında meydana gelmektedir.Ve kısa süre sonra sona eren semptomlar toplululuğu olarak nitelendirilir. Bilim adamları kesin nedenini bilememekle beraber adet öncesi sendromun, sosyal, kültürel, biyolojik ve sosyolojik faktörlerle ilgili olduğunu düşünüyorlar. Çünkü bu sendrom yumurtalık fonksiyonları tümüyle normal kadınlarda da görülüyor.
&#160;
Bu olayın tedavisini uzmanlar haftada 3-5 kez yapılacak egzersizin, masaj, yürüyüş, ılık banyo ve gevşeme tekniklerinin adet öncesi sendromda etkili olacağını söylüyorlar. Uzmanlar adet öncesinde diyette yapılacak değişikliklerin de rahatsızlığın en ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>ADET ÖNCESİ <a href="http://www.saglikbilgi.org/wp-content/uploads/2012/05/kadinlar.jpg"><img class="alignleft  wp-image-353" title="kadinlar" src="http://www.saglikbilgi.org/wp-content/uploads/2012/05/kadinlar-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>SENDROM neden olur</strong></em>, <em><strong>ADET ÖNCESİ SENDROM</strong></em>dan nasıl kurtulur gibi soruların cevabı saglikbilgi.orgda&#8230;<em><strong>Adet öncesi sendrom</strong></em> 5 ve 10 gün arasında meydana gelmektedir.Ve kısa süre sonra sona eren semptomlar toplululuğu olarak nitelendirilir. Bilim adamları kesin nedenini bilememekle beraber adet öncesi sendromun, sosyal, kültürel, biyolojik ve sosyolojik faktörlerle ilgili olduğunu düşünüyorlar. Çünkü bu sendrom yumurtalık fonksiyonları tümüyle normal kadınlarda da görülüyor.<span id="more-352"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu olayın tedavisini uzmanlar haftada 3-5 kez yapılacak egzersizin, masaj, yürüyüş, ılık banyo ve gevşeme tekniklerinin adet öncesi sendromda etkili olacağını söylüyorlar. Uzmanlar adet öncesinde diyette yapılacak değişikliklerin de rahatsızlığın en aza indirilmesinde etkili olacağında birleşiyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aynı zamanda size bir kaç öneride de bulunabiliriz.Birkaç öneri: Çay, kahve, alkol, kolalı içecekler ve sigarayı kesin. Tuzlu, salamura gıdalar, konserveler ve hazır çorbalardan uzak durun. B6, E, C, D vitaminleri ve magnezyum alın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu şekilde <em><strong>ADET ÖNCESİ SENDROM</strong></em> dan kurtulabilirsiniz.</p>
<div style='clear:both'></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgi.org/adet-oncesi-sendrom-neden-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın Hastalıkları, Kadın hastalıkları çözümleri</title>
		<link>http://www.saglikbilgi.org/kadin-hastaliklari-kadin-hastaliklari-cozumleri/</link>
		<comments>http://www.saglikbilgi.org/kadin-hastaliklari-kadin-hastaliklari-cozumleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 21:19:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgi.org/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[Değerli saglikbilgi.org okurları, bugun sizlere kadın hastalıkları ve kadın hastalıkları çözümlerinden bahsedeceğim.
MENOPOZ nedir?
Menopoz, son adet kanaması anlamına ve adet kanamalarının kesilip, doğurganlığın sona erdiği dönem olarak tanımlanır. Menopoza girme yaşı Türkiye&#8217;de 45-55 yaş arasında değişiyor. Kadınların yaşamlarının üçte birini kapsayan bir dönemi oluşturuyor. Menopoz, bir toplumda kadın nüfusunun yüzde 7.8&#8242;ini etkiliyor.
Menopozun nedenleri nelerdir?
Organik ve hormonal nedenler, menopoza yol açabiliyor. Östrojen hormonunun üretimindeki azalma menopoz dönemini başlatabiliyor. Erken menopoza neden olan faktörlerin başında ameliyatlar yer alıyor. Erken menopoza giren kadınların yüzde 40&#8242;ı ameliyatlar nedeniyle menopoza giriyor. Örneğin kadının rahminde miyom, ya ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikbilgi.org/wp-content/uploads/2012/05/resim107886.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-346" title="resim107886" src="http://www.saglikbilgi.org/wp-content/uploads/2012/05/resim107886-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Değerli saglikbilgi.org okurları, bugun sizlere <em><strong><a title="Kadın hastalıkları ve çözümleri" href="http://www.saglikbilgi.org/kadin-hastaliklari-kadin-hastaliklari-cozumleri">kadın hastalıkları</a></strong></em> ve <em><strong>kadın hastalıkları çözümleri</strong></em>nden bahsedeceğim.<span id="more-345"></span></p>
<p>MENOPOZ nedir?</p>
<p>Menopoz, son adet kanaması anlamına ve adet kanamalarının kesilip, doğurganlığın sona erdiği dönem olarak tanımlanır. Menopoza girme yaşı Türkiye&#8217;de 45-55 yaş arasında değişiyor. Kadınların yaşamlarının üçte birini kapsayan bir dönemi oluşturuyor. Menopoz, bir toplumda kadın nüfusunun yüzde 7.8&#8242;ini etkiliyor.</p>
<p>Menopozun nedenleri nelerdir?</p>
<p>Organik ve hormonal nedenler, menopoza yol açabiliyor. Östrojen hormonunun üretimindeki azalma menopoz dönemini başlatabiliyor. Erken menopoza neden olan faktörlerin başında ameliyatlar yer alıyor. Erken menopoza giren kadınların yüzde 40&#8242;ı ameliyatlar nedeniyle menopoza giriyor. Örneğin kadının rahminde miyom, ya da tümör varsa ameliyatla yumurtalıkları ve rahmi çıkartılıyor. Bunun dışında kalıtımsal olarak da örneğin bir kadın 35 yaşında adetten kesilebiliyor. Hormonal faktörler de erken menopozun oluşmasında etkili oluyor. Tiroid, hipofiz bezlerin çalışmalarındaki aksaklıklar kadının menopoz yaşını düşürüyor. Bilimsel yayınlar sigara içmenin de menopoza girmeyi çabuklaştırdığını gösteriyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet nedenleri ise bu şekilde, asıl öğrenmeniz gereken konu belirletileri nasıl oluyor? Yani nasıl anlayabilceksiniz.Hemen onu anlatalım.</p>
<p>Menopoz belirtileri nelerdir?</p>
<p>Sıcak basması, gece terlemeleri, uykusuzluk, vaginal kuruluk ve ağrılı cinsel ilişki, ruhsal değişiklikler, gerginlik, cinsel isteksizlik gözleniyor.<em><strong>Kadın hastalıkları</strong></em> için korunmanız gerekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kadın hastalıkları</strong> tedavileri</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hemen tedaviye başlanması gerekiyor. Eksilen hormonların yerine konulması anlamına gelen HRT tedavisi uygulanıyor. Bu tedavi menopoz öncesinde vücutta üretilen dişilik hormonlarını takviye etme veya yerine koyma tedavisi anlamına geliyor. HRT vücuttaki dişilik hormonları düzeylerini menopoz öncesindeki düzeylerine getiriyor. Bu da kadında menopozla birlikte oluşan fiziksel ve ruhsal sorunları engelliyor. Ayrıca östrojenin kalp damar hastalıklarına ve kemik erimelerine karşı koruyucu etkisi olduğu biliniyor. Türkiye&#8217;de şu anda menopozu yaşayan 4.5 milyon kadın olduğunu belirten uzmanlar ömrün yüzde 24&#8242;ünü kapsayan menopoz döneminde yaşam kalitesinin yükseltilmesinde ve ömrün uzamasında HRT&#8217;nin (hormon replasman tedavisi) önemli rol oynadığı belirtiliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu şekilde kendinizi koruyabilirsiniz.Yada şuanda böyle bir durum yaşıyorsanız tedavi şekillerini uygulayarak kurtulmanız mümkün.Lütfen bu yazıyı dikkate alıp uygulayın.İyi günler saglıklı günler dileriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<div style='clear:both'></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgi.org/kadin-hastaliklari-kadin-hastaliklari-cozumleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon nedenleri tedavisi ve belirtileri</title>
		<link>http://www.saglikbilgi.org/depresyon-nedenleri-tedavisi-ve-belirtileri/</link>
		<comments>http://www.saglikbilgi.org/depresyon-nedenleri-tedavisi-ve-belirtileri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 15:53:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgi.org/?p=343</guid>
		<description><![CDATA[DEPRESYON bir çok insanın geçirmiş olduğu bir sağlık problemidir.Ve her insan ortalama ömründe 3 kez depresyon geçirebilir.Depresyonun nedenleri olarak en çarpıcı nokta bir işten ayrımış yada bir güvencesi olmayan insanların bir çogunda görülmektedir.Tedavisi ve belirletilerini ise özet şekilde sizlere saglikbilgi olarak anlatmaya çalıştık.Devamı için içeriği okuyunuz&#8230;
Toplumda her 20 kişiden biri, yaşamının bir döneminde ağır depresyon geçiriyor. Araştırmalara göre, bunların ancak beşte birine teşhis konulabiliyor. Depresyonlu hastaların yüzde 75&#8242;i tedavi edilebiliyor. Diğer vakalarda kronikleşme gözlenebiliyor. Depresyon kadınlarda çok daha sık gözleniyor.
NEDENLERİ
Yoksulluk, işsizlik, boşanma, evlenmemiş olmak ve doğumdan sonraki bir yıl depresyon ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>DEPRESYON bir çok insanın geçirmiş olduğu bir sağlık problemidir.Ve her insan ortalama ömründe 3 kez depresyon geçirebilir.Depresyonun nedenleri olarak en çarpıcı nokta bir işten ayrımış yada bir güvencesi olmayan insanların bir çogunda görülmektedir.Tedavisi ve belirletilerini ise özet şekilde sizlere saglikbilgi olarak anlatmaya çalıştık.Devamı için içeriği okuyunuz&#8230;<span id="more-343"></span></p>
<p>Toplumda her 20 kişiden biri, yaşamının bir döneminde ağır depresyon geçiriyor. Araştırmalara göre, bunların ancak beşte birine teşhis konulabiliyor. Depresyonlu hastaların yüzde 75&#8242;i tedavi edilebiliyor. Diğer vakalarda kronikleşme gözlenebiliyor. Depresyon kadınlarda çok daha sık gözleniyor.</p>
<p>NEDENLERİ</p>
<p>Yoksulluk, işsizlik, boşanma, evlenmemiş olmak ve doğumdan sonraki bir yıl depresyon açısından en önemli risk faktörleri olarak kabul ediliyor.</p>
<p>BELİRTİLERİ</p>
<p>İştahta değişiklikler oluşuyor. Kişi ya fazla yemek yiyor, ya da yemekten uzaklaşıyor. Uykusuzluk ya da aşırı uyku gözleniyor. Konsantre olamama, kolay sinirlenme, enerji kaybetme, kendini üzgün, moralsiz ve yorgun hissetme, cinsel istekte azalma ve içe kapanma gibi durumlar görülüyor. Bu belirtilerden en az ikisi varsa ve 2 haftadan fazla sürüyorsa hemen hekime başvurulması gerekiyor.</p>
<p>TEDAVİSİ</p>
<p>Klinik olarak depresyon görülen hastaların beynindeki seratonin ve norepinefrin düzeylerinin düşük olduğu biliniyor. İlaç tedavisi ile bu kimyasal dengesizliği düzeltmek mümkün. Ama depresyon hastalarının yarısının doktora başvurmaması hastalığın ağırlaşmasına neden oluyor. Uzmanlar tedavi görmeden depresyonun 9-12 ay devam edebileceğini, ilaç tedavisi ve danışmanlıkla hastada ortalama 4-6 hafta içinde büyük oranda iyileşme görüleceğini söylüyorlar. Tedavide antidepresanlar kullanılıyor. İlaç tedavisi en az 6 ay sürüyor. Destek olarak da terapiler yapılıyor.</p>
<div style='clear:both'></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgi.org/depresyon-nedenleri-tedavisi-ve-belirtileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklerde Şizofreni nasıl anlaşılır?</title>
		<link>http://www.saglikbilgi.org/erkeklerde-sizofreni-nasil-anlasilir/</link>
		<comments>http://www.saglikbilgi.org/erkeklerde-sizofreni-nasil-anlasilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 15:09:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgi.org/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[Saglıkbilgi.org olarak bir araştırma içersine girdik.Ve erkeklerde Şizofreni nasıl anlaşılır sorusunun cevabını sizin için yanıtladık.Buyrun size içeriği okumaya devam ederek bilgi alabilirsiniz.Erkeklerde Şizofreni Ailenizde veya işyerinizde tanıdığınız biri garip davranmaya başlamıştır. Sesler duyduğunu söylemektedir. İnsanların ona karşı komplo kurduğuna inanmaktadır. Garip davranışları sürer ve gittikçe daha fazla korkar. Nihayetinde işe gelmeyecek, arkadaşları ve ailesiyle etkileşime girmekten kaçınacak bir noktaya gelir. Bu davranış, şizofreni olarak bilinen kronik ve ağır bir beyin rahatsızlığının göstergesi olabilir. Şizofreni Hakkında Şizofreni kelimesi 100 yıl önce Alman psikiyatrist Paul Eugen Bleuler tarafından türetilmiştir. Sözcüğün Yunanca kökeni ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Saglıkbilgi.org olarak bir araştırma içersine girdik.Ve erkeklerde Şizofreni nasıl anlaşılır sorusunun cevabını sizin için yanıtladık.Buyrun size içeriği okumaya devam ederek bilgi alabilirsiniz.Erkeklerde Şizofreni Ailenizde veya işyerinizde tanıdığınız biri garip davranmaya başlamıştır. Sesler duyduğunu söylemektedir. İnsanların ona karşı komplo kurduğuna inanmaktadır. Garip davranışları sürer ve gittikçe daha fazla korkar. Nihayetinde işe gelmeyecek, arkadaşları ve ailesiyle etkileşime girmekten kaçınacak bir noktaya gelir. Bu davranış, şizofreni olarak bilinen kronik ve ağır bir beyin rahatsızlığının göstergesi olabilir. Şizofreni Hakkında Şizofreni kelimesi 100 yıl önce Alman psikiyatrist Paul Eugen Bleuler tarafından türetilmiştir. Sözcüğün Yunanca kökeni “ayrık zihin” anlamına gelir ki bu şizofreni hastalarının “ayrık kişilikler”den muzdarip olduklarına dair yaygın efsaneye katkı sağlamaktadır. Gerçekte bu isim, gerçek dünya ile paranoid hezeyanların hayali dünyası algıları arasındaki bir ayrımdan söz etmektedir. Çoklu Kişilik Bozukluğu, ya da ÇKB ise şizofreniyle ilgisi olmayan tamamen farklı bir hastalıktır. Şizofreni kişinin beyin kimyası dengesini bozan, anormal düşüncelere, kuruntulara ve halüsinasyonlara neden olan kronik bir rahatsızlıktır. Şizofreni hastasının evhamları olabilir veya kendisine gerçek gibi görünen ancak aslında var olmayan kokuları, tatları ve hisleri tecrübe edebilir. Bazı şizofreni hastaları antipsikotik ilaç kullanımı ve tedavilerle, hastalığın üstesinden gelerek oldukça iyi faaliyet gösterebilirler. Bazıları ise ne yazık ki kendilerini koruma becerisini kaybedebilirler. Şizofreni Semptomları Şizofreni semptomları 4 temel kategoriye ayrılabilir. Bunlar pozitif, negatif, bilişsel ve düzensiz semptomlardır. Pozitif Semptomlar: Pozitif semptomlar gerçekten ayrılma etrafında dönen açıkça teşhis edilebilir semptomlardır. Pozitif semptomlar hafiften şiddetliye alçalıp yükselir. Halüsinasyonlar: Halüsinasyonlar kişinin duyularının ele vermesiyle nitelendirilir. Var olmayan ve diğer kişilerce algılanamayan birşeyi duyabilir, görebilir, tadını alabilir, koklayabilir veya dokunabilirler. Bu durum çoğu zaman kafalarının içinde davranışı yorumlayan veya birbirinden bağımsız sesler duyma şeklindedir. Kuruntular: Kuruntular gerçekle ilgisi olmayan yanlış inanışlardır. Kişi ortada hiçbir kanıt yokken takip edildiği veya gözetlendiği hissine inanabilir. Kuruntular aynı zamanda kişinin kitapları, televizyonu veya şarkıları doğrudan kendisine yönelik mesajları içerdiği şeklinde yorumlamasına neden olabilir. Ayrıca bu kişilerin büyüklük kuruntusuna kapılarak ünlü biri, hatta Tanrı olduklarına inanmaları da mümkündür. Negatif Semptomlar Negatif semptomlar kişinin normal işlevlerindeki azalma olarak görülebilir. Bu semptomlar, belirlemesi zor tembellik ve depresyonu andırırlar. Duygu Sığlığı: Kişi göz teması kurmaz, yüz ifadesini değiştirmez veya duygularını göstermez. Bu durum gülmek veya ağlamak gibi uygun bir karşılığın alınamadığı süre boyunca kolaylıkla farkedilir. Konuşma Fakirliği: Kişi kendisiyle konuşulduğunda dahi konuşmaz. Cevap verdiğinde genellikle bir veya iki kelime kullanır. Memnuniyetsizlik: Negatif semptomlara sahip kişi hiçbir aktiviteye ilgi duymaz ve yaptıkları şeylerden nadiren keyif alır. İlişki Yetersizliği: İnsanlarla ilişkileri sürdürme, amaç sahibi olma veya motivasyon konusunda çaba göstermez. Bilişsel Semptomlar Bilişsel bozulmanın farkedilmesi pozitif ve negatif semptomlara göre daha zordur. Bazen bir nöropsikolojik test yapılıncaya kadar farkedilmezler. Bilişsel semptomlar genellikle kişinin günlük işleri tamamlamasını zorlaştırır. Bilgiyi işleme ve bildikleri şeyler üzerine karar almada yetersizlik. Ayrıca kişinin detaylara dikkat etmesini de etkiler. Konsantrasyon veya odaklanma yetersizliği. Hafıza güçlükleri. Kişi yeni öğrenilmiş bir bilgiyi anımsamada ve kullanmada sıkıntı yaşar. Düzensizlik Semptomları Düzensizlik ile kişi konuşma ve davranışlarda karışıklık yaşar. Düşünce Bozukluğu: Kişinin düşünme süreci bozulur, bu da düşünceleri mantık çerçevesinde birbirleriyle ilişkilendirmeyi zorlaştırır. Bu durum anlaşılmaz konuşmalara ve uydurulmuş sözcük kullanımına neden olabilir. Ayrıca kişi düşünce tıkanıklığı yaşayabilir. Bu durumda cümlenin ortasında konuşmayı bırakacak ve görüşlerini belirtmeyi tamamlayamayacaktır. Hareket Bozuklukları: Düzensizlik ile birlikte koordinasyon eksikliği veya tekrarlayan hareketler ortaya çıkabilir. Ağır vakalarda kişide katatoni (hareketsiz kalma) görülebilir. Bu garip davranış kişiyi bir uyarıcı olduğunda dahi hareketsiz ve tepkisiz kalmaya zorlar. Katatoni başarılı tedaviler sayesinde nadir görülen bir semptom olmuştur. Şizofreni Nedenleri zofreni her yaş, ırk ve ekonomik sınıftan kadın ve erkekleri etkiler. Erkeklerde genellikle onlu ve yirmili yaşları süresince, kadınlarda ise yirmili yaşlar ve ilk otuzlu yaşlarda başlayabilir. Nadir durumlarda ise çocukları dahi etkileyebilir. Şizofreninin nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Araştırmalar bu hastalığın çevresel ve genetik faktörlerin birleşimie bağlı olarak ortaya çıkabileceğini önermektedir. Sinir hücreleri ile beyin arasında mesajları taşıyan ve düşünce ve hisleri olanaklı kılan nörotransmiter (sinir iletici) dopamindeki dengesizliğin şizofreninin kökeni olabileceğine inanılmaktadır. Bu dengesizlik kişi belli kalıtsal genlere sahip olduğunda doğuştan itibaren varolabilir veya prematüre doğum, bebeklik dönemindeki viral enfeksiyonlar, anne babanın ayrılması veya kaybedilmesi ve çocukluktaki cinsel ve fiziksel istismar gibi çevresel etkenlerce tetiklenebilir. Şizofreni Teşhis Bir kişiye şizofreni teşhisi konulmadan önce doktor başka bir neden veya hastalığın olabilme ihtimaline karşı, tam kan sayımı, uyuşturucu ve alkol taraması, manyetik resonans görüntüleme (MRI) veya bilgisayarlı tomografi’yi (CT veya CAT) içeren bir tam fiziksel inceleme ve medikal deneme yapmalıdır. Bir ruh sağlığı uzmanı hasta davranışları, görünümü ve zihinsel durumu üzerine çalışarak hastaya eksiksiz bir psikolojik analiz yapmalıdır. Şizofreni teşhisi için kriter, günlük normal aktiviteleri yerine getirmede yetersizlik ve semptomların altı aydan fazla süredir devam etmesi olarak en az iki semptomun gösterilmesidir. Cambridge Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından geliştirilen “Veripsych” adlı yeni bir kan testi, bazı hekimlerce kuşkuyla yaklaşılsa da kanda bulunan spesifik proteinlerin ölçümünü yaparak erken teşhise yardımcı olabilir. Şizofreni Tedavi Şizofreni kronik bir hastalıktır ve uzun süreli hatta hayat boyu sürebilecek bir tedavi sürecini gerektirir. En yaygın tedavi ilaç tedavisi ile psikoterapinin birleşimidir. İlaç Tedavisi Dopamin ve diğer sinir ileticileri düzenlemeye yardımcı olan antipsikotik haplar bazı hastalarda halüsinasyon ve kuruntuları kontrol etmede çok etkilidir. Bazı hastaların heyecan veya fevriliği kontrol altına almak üzere yatıştırıcı kullanmaları gerekebilir. Bazılarının ise her ikisinin birleşimini kullanması gerekir. Çoğu ilaç tedavisinde olduğu gibi burada da yan etkiler olabilir. Antipsikotikler uyku hali, bulanık görme, baş dönmesi, ciltte döküntüler, kalp atım hızında artış ve ciltte hassaslığa neden olabilir. Ek olarak, kadınlarda menstrüel problemler görülebilir. Günümüzde daha az yan etkisi bulunan atipik antipsikotikler de mevcuttur ancak tüm ilaç tedavileri reçeteli olmalı ve doktor kontrolünde devam edilmelidir. Psikososyal Tedavi İlaç tedavisine ek olarak psikososyal tedavi de çok önemlidir. Psikososyal tedaviler aileyi şizofreni hakkında eğitmek üzere aile terapisi, hastanın diğer kişilerle etkileşim ve iletişim kurma kabiliyetini geliştirmek üzere sosyal beceri eğitimi, işle ilgili sorunların üstesinden gelmek üzere meslek terapisi ve baş etme becerilerini geliştirmeye yardımcı olmak üzere bilişsel davranış tedavisi olabilir. Şizofreni hastalarının hastalığın tekrar nüksetmesinin işaretlerini öğrenmesi özellikle çok önemlidir. Yardımlaşma grupları da hasta için önemli bir destek ağı yaratarak faydalı olabilir. Ağır semptomlar geçiren kişilerin durumlarını dikkatlice izlemek ve güvenliğini sağlamak üzere hastaneye yatırılmaları gerekli olabilir. Genel Görünüş Şizofreni gibi kronik ve ciddi bir durumla başa çıkmak hasta ve ailesi için zorlu bir durumdur. Hastalığa yönelik artan farkındalık ve anlayış ile düşük yan etkili ilaç tedavilerinin geliştirilmesi sayesinde dış görünüş günümüzde çok daha iyidir. Şizofreni hastasının sağlığı ve iyiliği için ilaçların uyumlu olması ve ilaç tedavilerinin istikrarlı bir temelde yürütülmesi çok önemlidir. Ayrıca düzenli psikososyal terapi ve destek gruplarına katılım semptomların şiddetini azaltmaya yardımcı olabilir. Hastalar bilhassa aile ve arkadaşlarının desteğine ihtiyaç duyarlar.</p>
<div style='clear:both'></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgi.org/erkeklerde-sizofreni-nasil-anlasilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeytinyağı yüze sürülür mü?</title>
		<link>http://www.saglikbilgi.org/zeytinyagi-yuze-surulur-mu/</link>
		<comments>http://www.saglikbilgi.org/zeytinyagi-yuze-surulur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 22:12:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgi.org/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[Zeytin yağının artık önemi iyice artıyor.Ve prof. artık zeytinyağı yüze sürülür mü sorusunun sorulmasına bile gerek kalmadığını söylüyorlar.Saglikbilgi.org olarak zeytin yağının faydalarını maddeler halinde siz değerli okurlarımıza sunduk.
&#160;
İşte zeytinyağını dıştan sürmekle elde edilen faydalardan bazıları:
• Cilde ve saça inanılmaz güzellik katar. Kuru cildi canlandırır, kırışıklıkları azaltır. Zeytinyağı cildi yumuşatır ve esnek, pürüzsüz bir görünüm verir.
• Zeytinyağı yorgun ayakları dinlendirir ve canlandırır. Zeytinyağının mükemmel yumuşatma ve nemlendirme kapasitesi vardır. Çatlak ve kuru ayakları tedavide birebirdir.
• Zeytinyağı traş edilecek bölgeyi yumuşatma ve rahatlatmada birebirdir.
• Kurumuş ve çatlamış dudak için merhem olarak kullanılabilir.
• ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zeytin yağının artık önemi iyice artıyor.Ve prof. artık zeytinyağı yüze sürülür mü sorusunun sorulmasına bile gerek kalmadığını söylüyorlar.Saglikbilgi.org olarak zeytin yağının faydalarını maddeler halinde siz değerli okurlarımıza sunduk.<span id="more-337"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşte zeytinyağını dıştan sürmekle elde edilen faydalardan bazıları:</p>
<div>• Cilde ve saça inanılmaz güzellik katar. Kuru cildi canlandırır, kırışıklıkları azaltır. Zeytinyağı cildi yumuşatır ve esnek, pürüzsüz bir görünüm verir.</div>
<p>• Zeytinyağı yorgun ayakları dinlendirir ve canlandırır. Zeytinyağının mükemmel yumuşatma ve nemlendirme kapasitesi vardır. Çatlak ve kuru ayakları tedavide birebirdir.</p>
<p>• Zeytinyağı traş edilecek bölgeyi yumuşatma ve rahatlatmada birebirdir.</p>
<p>• Kurumuş ve çatlamış dudak için merhem olarak kullanılabilir.</p>
<p>• Saçtaki kepeği ve dökülmeyi engeller. Saçı parlatır.</p>
<p>• Tırnakları güzelleştirir ve güçlendirir.</p>
<p>• Zeytinyağı ile doğum çatlakları azaltılabilir.</p>
<p>• Emzirenler için en iyi göğüs ucu bakımı zeytinyağı ile yapılır.</p>
<div style='clear:both'></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgi.org/zeytinyagi-yuze-surulur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Ağız ve Dişlere Sahip Olmak</title>
		<link>http://www.saglikbilgi.org/saglikli-agiz-ve-dislere-sahip-olmak/</link>
		<comments>http://www.saglikbilgi.org/saglikli-agiz-ve-dislere-sahip-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 22:10:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve diş sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgi.org/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[Saglikbilgi.org olarak bir araştırm içersine girdik.Ve Sağlıklı Ağız ve Dişlere Sahip Olmak o kadarda zor bir olay olmadıgını gördük.Sağlık bir ağız ve diş sağlığı istiyorsanız mutlaka yazının içeriğini tam olarak okumalısınız.
&#160;
Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Şule Çıldır, Türk toplumunda çürük görülme oranının yüzde 90’ların üzerinde olduğunu belirterek, sağlıklı ağız ve dişlere sahip olmanın yöntemlerini anlatıyor. Son 10 yıl içerisinde Türkiye’nin, bilimsel ve modern diş hekimliği uygulamalarının yapıldığı sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirten Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Şule Çıldır, “Bilimsel ve klinik başarılarımıza rağmen toplum ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Saglikbilgi.org olarak bir araştırm içersine girdik.Ve Sağlıklı Ağız ve Dişlere Sahip Olmak o kadarda zor bir olay olmadıgını gördük.Sağlık bir ağız ve diş sağlığı istiyorsanız mutlaka yazının içeriğini tam olarak okumalısınız.<span id="more-335"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Şule Çıldır, Türk toplumunda çürük görülme oranının yüzde 90’ların üzerinde olduğunu belirterek, sağlıklı ağız ve dişlere sahip olmanın yöntemlerini anlatıyor. Son 10 yıl içerisinde Türkiye’nin, bilimsel ve modern diş hekimliği uygulamalarının yapıldığı sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirten Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Şule Çıldır, “Bilimsel ve klinik başarılarımıza rağmen toplum olarak yeterli ağız ve diş sağlığı düzeyine henüz kavuşabilmiş değiliz” diyor. Diş çürüğünün yanı sıra dişeti hastalıklarının da sıklıkla görüldüğü Türkiye’de, araştırmalar nüfusun yüzde 66’sının son iki yıldır herhangi bir diş hekimine kontrole gitmediğini; düzenli olarak diş hekimine gidenlerin oranının ise sadece %11 olduğu ortaya koyuyor. Doç. Dr. Şule Çıldır, ağız ve diş sağlığının genel sağlığın önemli bir parçası olduğunu ve onu korumanın tedavi ettirmekten çok daha kolay ve ekonomik olduğunu belirterek, sağlıklı ağız ve dişlere sahip olmanın yollarını şöyle sıralıyor: Ağız içi bakım ürünleri nasıl seçilmeli? Piyasada cazip görünen pek çok ürün var. Bu ürünlerin arasından seçim yapmadan önce diş hekiminize danışın. Çünkü, size uygun en iyi diş macunu ve fırçanın hangisi olduğu, ağzınızın durumuna göre değişiklik gösterir. Diş fırçası ne kadar kullanılmalı? Bir diş fırçasının kullanım süresi en fazla 2-3 ay olmalıdır. Ancak bu süre, kullanım sıklığına ve fırçalama şekline göre değişiklik gösterebilir. Bir diş fırçasının bozulduğu, kıl demetlerinin birbirinden ayrılmasından, dağılmasından ve eğilmesinden anlaşılır. En doğru diş fırçalama tekniği hangisidir? Fırça 45 derecelik bir açıyla dişe yaklaştırılmalı ve dişler yatay olarak ileri-geri hareketlerle fırçalanmalıdır. Arkasından, dişetinden aşağıya doğru bir süpürme hareketiyle işlem tamamlanır. Dişlerin iç yüzeyleri, özellikle ön bölgeler dar olduğundan dik olarak fırçalanmalıdır. Bakteri plağı ve yiyecek artıklarının yoğun olduğu dişlerin arka yüzleri, arka dişler ve dil de temizlenmelidir. Dişleri aşındıracak kadar büyük bir kuvvetle diş fırçalamaktan kaçınılmalı ve dişler yumuşak hareketlerle fırçalanmalıdır. Dişetlerinin fırçalanması neden gereklidir? Diş fırçalama sırasında yapılması gereken diğer bir işlem de dişetlerinin fırçalanmasıdır. Fırçalama sırasında dişetlerinde kanama olsa da fırçalamaya ara verilmemeli ve doğru bir teknikle fırçalamaya devam edilmelidir. Bu sayede dişetinde, yanlış fırçalamaya bağlı olarak gelişen ödem birkaç gün içerisinde iyileşir ve kanama da kendiliğinden geçer. Diş ipi kullanılırken nelere dikkat etmek gerekir? Diş ipi kullanımına başlarken, kolay kullanım amacıyla mumlu diş ipleri tercih edilir. Ayrıca çürük gelişiminin önlenmesine yardımcı olacak fluoridli diş ipleri de tercih edilebilir. Diş ipi her iki elin işaret parmağına dolanarak ve başparmak yardımıyla kullanılır. Diş ipini yavaş hareketlerle ve kontrollü bir şekilde dişler arasından geçirmek gerekir. Dişetini yaralayacak sert ve ani hareketlerden kaçınılmalıdır. Dişlerin ara yüz bölgelerini en ideal şekilde temizleyebilmek için diş ipini, dişin üzerinde, “C” harfi çizecek şekilde ileri-geri ve yukarı-aşağı doğru hareket ettirmek gerekir.</p>
<div style='clear:both'></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgi.org/saglikli-agiz-ve-dislere-sahip-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OTİZMİN BELİRTİLERİ nelerdir</title>
		<link>http://www.saglikbilgi.org/otizmin-belirtileri-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.saglikbilgi.org/otizmin-belirtileri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 14:06:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemik Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgi.org/?p=331</guid>
		<description><![CDATA[OTİZMİN BELİRTİLERİ, OTİZMİN BELİRTİLERİ nelerdir İsmini söylediğinizde bakmıyorsa, Söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa, Parmağıyla ile istediği şeyi göstermiyorsa, Oyuncaklarla oynamayı bilmiyorsa, Akranlarının oynadığı oyunlara ilgi OTİZMİN BELİRTİLERİ İsmini söylediğinizde bakmıyorsa,OTİZMİN BELİRTİLERİ İsmini söylediğinizde bakmıyorsa, Söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa, Parmağıyla ile istediği şeyi göstermiyorsa, Oyuncaklarla oynamayı bilmiyorsa, Akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa, Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda söylüyorsa, Konuşmada akranlarının gerisinde kalmışsa, Sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri varsa, Aşırı hareketli, hep kendi bildiğince davranıyorsa, Gözleri bir şeye takılıp kalıyorsa, Bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa, Günlük yaşamındaki ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>OTİZMİN BELİRTİLERİ, OTİZMİN BELİRTİLERİ nelerdir İsmini söylediğinizde bakmıyorsa, Söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa, Parmağıyla ile istediği şeyi göstermiyorsa, Oyuncaklarla oynamayı bilmiyorsa, Akranlarının oynadığı oyunlara ilgi OTİZMİN BELİRTİLERİ İsmini söylediğinizde bakmıyorsa,OTİZMİN BELİRTİLERİ İsmini söylediğinizde bakmıyorsa, Söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa, Parmağıyla ile istediği şeyi göstermiyorsa, Oyuncaklarla oynamayı bilmiyorsa, Akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa, Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda söylüyorsa, Konuşmada akranlarının gerisinde kalmışsa, Sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri varsa, Aşırı hareketli, hep kendi bildiğince davranıyorsa, Gözleri bir şeye takılıp kalıyorsa, Bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa, Günlük yaşamındaki düzen değişikliklerine aşırı tepki veriyorsa, Eğer ki çocuğunuzda bu belirtilerin en az 2 tanesini gösteriyorsa Otizm açısından uzman görüşü almak doğru olacaktır. Söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa, Parmağıyla ile istediği şeyi göstermiyorsa, Oyuncaklarla oynamayı bilmiyorsa, Akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa, Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda söylüyorsa, Konuşmada akranlarının gerisinde kalmışsa, Sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri varsa, Aşırı hareketli, hep kendi bildiğince davranıyorsa, Gözleri bir şeye takılıp kalıyorsa, Bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa, Günlük yaşamındaki düzen değişikliklerine aşırı tepki veriyorsa, Eğer ki çocuğunuzda bu belirtilerin en az 2 tanesini gösteriyorsa Otizm açısından uzman görüşü almak doğru olacaktır.termiyorsa, Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda söylüyorsa, Konuşmada akranlarının gerisinde kalmışsa, Sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri varsa, Aşırı hareketli, hep kendi bildiğince davranıyorsa, Gözleri bir şeye takılıp kalıyorsa, Bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa, Günlük yaşamındaki düzen değişikliklerine aşırı tepki veriyorsa, Eğer ki çocuğunuzda bu belirtilerin en az 2 tanesini gösteriyorsa Otizm açısından uzman görüşü almak doğru olacaktır.</p>
<div style='clear:both'></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgi.org/otizmin-belirtileri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gül Suyunun Cilde Faydaları</title>
		<link>http://www.saglikbilgi.org/gul-suyunun-cilde-faydalari/</link>
		<comments>http://www.saglikbilgi.org/gul-suyunun-cilde-faydalari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 08:08:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgi.org/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[Gül suyunu Ben ispartadan getirtdim rosecily markaa cok memnunum gerçekten Gül Suyunun Cilde Faydaları denemelisiniz.Cildini temizleme köpüğü ile temizle sonra saf gülsuyu ve sonrasında ozon ve zeytinyağlı kremle nemlendir ve ardından da lavanta çayı iç her gece..
&#160;
Güzel,taze ve capcanlı bir cilt istiyorsanız, ciltteki kırışıklıklar için doğal çözümler arıyorsanız, ya da cilt lekelerinden şikayetçi iseniz sizlere doğal önerimiz, gülsuyu.
Gül suyu ciltte mucizeler yaracak bir çözüm. Cildinize taelik ve canlılık kazandırdığı gibi, ciltteki lekerin yok edilmes ve kırışıklıkların azaltılmasında da oldukça faydalı. Şimdi sırayla cilt lekeleri,kırışıklıklar ve göz altı morlukları için gül suyunun ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gül suyunu Ben ispartadan getirtdim rosecily markaa cok memnunum gerçekten Gül Suyunun Cilde Faydaları denemelisiniz.Cildini temizleme köpüğü ile temizle sonra saf gülsuyu ve sonrasında ozon ve zeytinyağlı kremle nemlendir ve ardından da lavanta çayı iç her gece..<span id="more-328"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Güzel,taze ve capcanlı bir cilt istiyorsanız, ciltteki kırışıklıklar için doğal çözümler arıyorsanız, ya da cilt lekelerinden şikayetçi iseniz sizlere doğal önerimiz, gülsuyu.</p>
<p>Gül suyu ciltte mucizeler yaracak bir çözüm. Cildinize taelik ve canlılık kazandırdığı gibi, ciltteki lekerin yok edilmes ve kırışıklıkların azaltılmasında da oldukça faydalı. Şimdi sırayla cilt lekeleri,kırışıklıklar ve göz altı morlukları için gül suyunun faydalarını görelim.<br />
<strong>CİLT LEKELERİ İÇİN GÜL SUYU</strong> : Her gün yüzünüzü gül suyu ile temizlerseniz, cildinizdeki lekelerin zamanla kaybolduğunu göreceksiniz. Ayrıca kayısı yağı ve gül yağını karıştırıp, cildinize kullandığınız zaman, cildinjiz gün boyu zararlı etkilerden de korunmuş olacaktır.<br />
<strong>CİLT KIRIŞIKLIKLARI İÇİN GÜL SUYU</strong> : Yaşınız ilerledi ve zamanla ciltte kırışıklıklar oluşmaya başladı diye sakın üzülmeyin. Çaresi var elbette. Gül suyu mucizesine tanık olun ve tarifimizi dikkatle okuyun.<br />
<strong>GEREKLİ MALZEMELER</strong> :<br />
* 2 yemek kaşığı kil,<br />
* 1 çay kaşığı gül yağı<br />
* , 1 çay kaşığı kayısı yağı,<br />
* 1 çay kayığı avokado yağı,<br />
* 1 çay kaşığı buğday yağı,<br />
<strong>HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ</strong> : Kilin içine diğer malzemleri katarak çamur haline gelene kadar karıştırın. Elde eetiğiniz maskeyi, göz ve dudak çevresi hariç, tüm yüzünüze sürün ve 20 dakika bekletilip yıkayın. Daha sonra cildinizi gül suyu ile temizleyin…</p>
<p><strong><br />
GÖZ ALTI MORLUKLARI İÇİN GÜL SUYU</strong> : Göz altlarını gül suyu ile temizlemek, göz altında oluşmuş yağ bezeleri, yorgunluk ve morlukların giderilmesine yardımcı oluyor.</p>
<div style='clear:both'></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgi.org/gul-suyunun-cilde-faydalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karın bölgesindeki yağları eritmek için neler yapmalıyız?</title>
		<link>http://www.saglikbilgi.org/karin-bolgesindeki-yaglari-eritmek-icin-neler-yapmaliyiz/</link>
		<comments>http://www.saglikbilgi.org/karin-bolgesindeki-yaglari-eritmek-icin-neler-yapmaliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 13:08:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[Karın bölgesindeki yağlar eritmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgi.org/?p=326</guid>
		<description><![CDATA[Karın bölgesindeki yağları eritmek için neler yapmalıyız? Fazla yağlar sağlığımızı tehdit ettiği gibi vücudumuzda kötü bir görünüme de sebep oluyor. Özellikle karın bölgesinde yoğunlaşan yağlar, kadın erkek fark etmeksizin pek çok kişiyi rahatsız ediyor. Üstelik bu bölgedeki yağların eritilememesi veya zor eritilmesi gibi düşünceler de kişiye güvensizlik ve huzursuzluk veriyor. Peki karın bölgesindeki yağlardan kurtulmak için neler yapmalı, ne tür besinler tüketmeliyiz?
Dengesiz beslenme ve hareketsiz yaşam, metabolizmamızı tembelleştirerek vücudumuzun fazla yağ depolanmasına neden olur. Bu yağların çoğunluğu da karın bölgesinde yoğunlaşır. Bu bölgedeki yağları eritmek için özel bir diyet programı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Karın Bölgesinde Yağlanma" src="http://fc02.deviantart.net/fs71/f/2012/065/c/0/karinbolgesi_by_mrtbtl-d4rxugk.jpg" alt="" width="150" height="150" />Karın bölgesindeki yağları eritmek için neler yapmalıyız? Fazla yağlar sağlığımızı tehdit ettiği gibi vücudumuzda kötü bir görünüme de sebep oluyor. Özellikle karın bölgesinde yoğunlaşan yağlar, kadın erkek fark etmeksizin pek çok kişiyi rahatsız ediyor. Üstelik bu bölgedeki yağların eritilememesi veya zor eritilmesi gibi düşünceler de kişiye güvensizlik ve huzursuzluk veriyor. Peki karın bölgesindeki yağlardan kurtulmak için neler yapmalı, ne tür besinler tüketmeliyiz?<span id="more-326"></span></p>
<p>Dengesiz beslenme ve hareketsiz yaşam, metabolizmamızı tembelleştirerek vücudumuzun fazla yağ depolanmasına neden olur. Bu yağların çoğunluğu da karın bölgesinde yoğunlaşır. Bu bölgedeki yağları eritmek için özel bir diyet programı uygulamamız mümkün değildir. Dolayısıyla her şeyden önce yeterli ve dengeli beslenmeye başlamalı, ardından vücudumuzun ihtiyaç duyduğu günlük kalori miktarını yine yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine bağlı olarak azaltmalıyız. Böylece ihtiyacımız olan enerjinin bir kısmı depolanmış yağlardan sağlanacak yani fazla yağlarımız çözünerek yok olacaktır. Öte yandan yürüyüş, yüzme, mekik gibi egzersizlerle de yağların çözünmesini hızlandırmalı ve karın bölgesindeki kaslarımızı güçlendirerek sarkmaya karşı önlem almalıyız.</p>
<p>Yeterli ve dengeli beslenirken direncimizi kaybettirmeyecek, kalori miktarı düşük yiyecekleri tüketmeye özen göstermeliyiz. Mümkün olduğunca öğünleri sık ve az yemeli, yapay şeker içeren yiyeceklerden uzak durmalıyız. Hatta bu şeker ihtiyacımızı meyvelerden karşılamaya gayret göstermeliyiz. Ayrıca akşam yemeğinde ağır yiyecekler yerine minerali bol olan sebze yemeklerini tercih etmeliyiz. Şüphesiz bu da yağların çözünmesine katkı sağlayacaktır.</p>
<p>Vücutta yağların yoğun olarak bulunduğu bölgelerde yağ çözünmesi daha fazla olur. Bu yüzden karından, kalçadan veya bacaktan kilo vermek isteyen kimsenin sadece kilo vermek istediği bölgeyi çalıştırmasının bir anlamı yoktur.</p>
<div style='clear:both'></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgi.org/karin-bolgesindeki-yaglari-eritmek-icin-neler-yapmaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş yanığından korunmak için neler yapmalıyız?</title>
		<link>http://www.saglikbilgi.org/gunes-yanigindan-korunmak-icin-neler-yapmaliyiz/</link>
		<comments>http://www.saglikbilgi.org/gunes-yanigindan-korunmak-icin-neler-yapmaliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 13:06:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş yanığından korunmak için neler yapmalıyız?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgi.org/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[Güneş yanığı basit bir olay gibi görünse de, Güneş yanığından korunmak için neler yapmalıyız aslında yaz aylarının en önemli problemlerinden birisidir. Özellikle uzun vadede cilt kanserini tetikliyor olması hiç istenmeyen bir durumdur. Peki güneşten korunmak için neler yapmalı, ne gibi tedbirler almalıyız?
Güneş yanığının en çok rastlanan nedeni bronzlaşmaktır. Zira pek çok kişi daha iyi bir ten rengine kavuşmak isterken yanıklara maruz kalıyor. Aynı durum serinlemek amacıyla denize veya havuza girenler için de geçerlidir. Üstelik bu yanıklar uzun vadede cilt kanserini tetiklediği gibi ciltte kırışıklıkların ve kahverengi noktaların oluşmasına da neden oluyor. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Güneş Yanığı" src="http://fc08.deviantart.net/fs70/f/2012/094/3/6/gunesyanigi_by_mrtbtl-d4v0ksw.jpg" alt="" width="150" height="150" />Güneş yanığı basit bir olay gibi görünse de, Güneş yanığından korunmak için neler yapmalıyız aslında yaz aylarının en önemli problemlerinden birisidir. Özellikle uzun vadede cilt kanserini tetikliyor olması hiç istenmeyen bir durumdur. Peki güneşten korunmak için neler yapmalı, ne gibi tedbirler almalıyız?<span id="more-323"></span></p>
<p>Güneş yanığının en çok rastlanan nedeni bronzlaşmaktır. Zira pek çok kişi daha iyi bir ten rengine kavuşmak isterken yanıklara maruz kalıyor. Aynı durum serinlemek amacıyla denize veya havuza girenler için de geçerlidir. Üstelik bu yanıklar uzun vadede cilt kanserini tetiklediği gibi ciltte kırışıklıkların ve kahverengi noktaların oluşmasına da neden oluyor. Bu yüzden güneşten olabildiğince korunmamız gerekiyor. Yapabileceğimiz en etkili yöntem ise güneş ışınlarının dik düştüğü 10.00-14.00 saatleri arasında dışarı çıkmamaktır. Öte yandan ten rengimize uygun koruyucu kremler kullanmamız gerekir. Bu kremler güneş ışınlarını dağıtıcı özellikte olduğu için vücudumuzda yanık olma riskini en minimum seviyeye indirir. Özellikle açık tenli kişiler buna çok dikkat etmelidir. Denizde çok fazla vakit geçirmekte doğru değildir. Çünkü deniz suyu tuzlu olduğu için cildin daha çabuk yanmasına neden olur. Uzmanlar tüm bu uyarıların yanısıra güneşlenme süresinin 30 dakikayı geçmemesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Güneş yanığının sadece güneşlenirken veya yüzerken değil günlük yaşamımızı sürdürürken de olabileceğini unutmamamız gerek. Bu yüzden mümkün olduğunca gölgeli ortamlarda bulunmalı, güneş ışığına fazla maruz kalıyorsak yazlık uzun kollu kıyafetleri tercih etmeliyiz.</p>
<div style='clear:both'></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgi.org/gunes-yanigindan-korunmak-icin-neler-yapmaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

