Sağlık Bilgi

Sağlık bilgilerine ulaşmanın kolay yolu.

Yaz Aylarında Çocuklarda Beslenme


bebek beslenmesı
Yaz aylarının en büyük sorunlarından bir tanesi sıvı kaybıdır. Yetişkin insanların kaybedilen sıvıyı geri getirmesi olağanken bu durum ufak çocuklar için mümkün olmamaktadır. Küçük çocukların kendilerini ifade edememesinden dolayı yaşayacakları sıvı kayıplarını anne-babaların farketmesi ve önlem alması gerekmektedir.

Çocukların yaz aylarında enerjik oluşu, onları daha fazla hareket ve bunun sonucunda daha fazla terleme ile karşı karşıya bırakacaktır. Oluşabilecek bu sıv kayıpları ise bazı hastalanmalara neden olabilir. Çocukların bu sıvı kayıpları onlara verilecek anne sütü, su, ayran, taze sıkılmış meyve suları ile geri getirilebilinir.

Hava sıcaklıklarının arttığı yaz aylarında çocukların kendilerini yeteri derecede ifade edememesinden dolayı anne-babaların, çocuklarına ekstra ilgi göstermesi gerekmektedir. Çocukların yaz aylarında beslenmelerini düzenli bir şekilde yapmaları, onların bazı sağlık problemlerini yaşamalarını engelleyecektir. Yetişkinlerin de dikkat etmesi gereken günlük 3 öğün kuralı ufak çocuklar için geçerlidir. Küçükler için ayrıca önemli olan ise öğünü atlamamaktır. Yaz aylarında yaşanılacak sıvı kayıpları göz önüne alındığında ise yukarıda saydığımız sıvılar her öğün alınmakla beraber yaşam kaynağı su, normalden biraz daha fazla tüketilmelidir.

Sıcaklıkların artmasıyla birlikte besinlerde görülen çabuk bozunma küçük çocukları büyüklere göre daha çabuk ve daha ciddi şekilde etkiler. Bilhassa bebek mamalarının buzdolabı dışında muhafaza edilmemesi gerekmektedir. Ayrıca sokakta satılan ürünlerin sıcak yaz aylarında çok daha çabuk bozulabileceğini kesinlik unutmamalı ve çocukları bunlardan uzak tutmak en risksiz durum olacaktır.

Bu yazı sağlık-bilgi için Laktoz.Net tarafından yazılmıştır.

Obezite Nedir?

Obezite vücutta yağ dengesinin normalden daha fazla olması olarak tanımlanabilir. Bunu belirlerken birkaç yol kullanılmaktadır. Bunlardan ilki beden kitle endeksi dediğimiz bir değerdir, bu değerin hesaplanması, bu değerin hesaplanmasında boyun karesini hesaplayıp bunu kiloya böldüğümüzde elde ettiğimiz değer beden kitle endeksi olmaktadır.

 

Bu değerde belirli aralıklar çerçevesinde olmalıdır. Çocuklarda, yaşlılarda, sporcularda veya yetişkinlerde bu farklı sınıflar içerisinde tanımlanmaktadır. En çok bilinen değer 18,5 ile 25 arasındadır. Bu oranlar normal olarak değerlendirilir. Ancak obezite tanımına gelince 25’in üstü hafif şişman, 30 ve 30’un üstüde obezite olarak tanımlanır ve bunlarıda kendi sınıfları içerisinde birinci, ikinci, üçüncü sınıf obezite şeklinde tanımlayabiliriz.

 

Obezitenin hastalıklar olarak tanımlanması beden kitle indeksinin 40 ve üzeri olduğu durumlardır çoğunlukla, ama demek değildir ki bu değer 30-35 olduğunda hastalıklık yoktur, bu durumda da farklı hastalıklara yol açacak durumlar oluşabilir.

 

Obezite’nin Sebep Olduğu Hastalıklar

 

Öncelikle diyabet çok önemli bir risk faktörüdür, genetik olarak risk faktörü olduğu halde obezite de olduğu zaman kaçınılmaz bir hastalık haline gelebilmektedir. Bunun dışında kalp damar hastalıkları, bunun dışında yeni keşfedilen hastalıklardan kanser, ki sigaradan bağımsız olarak akciğer kanserine sebep olabilmektedir.

 

Bel fıtığı olan insanın bile kilo alması veya normal kiloluysa obeziteye götürüyor halde olması ameliyata bile götürebilmektedir. Hastanın vücut kitle indeksi 40’ın üstünde olmasa bile 30-35 aralığındaki vücut kitle indeksi başlı başına ölüm riski taşıyabilmektedir.

Bruselloz nedir?

Bruselloz hayvanlardan ve hayvan ürünlerinden insanlara bulaşan ve özellikle kemik, eklem tutulumuyla seyreden bunun dışında başka sistemleri tutan ateşli bir hastalıktır.

 

Özellikle belli hayvan grupları öne çıkar bu açıdan örneğin büyük baş hayvanlar, küçük baş hayvanlar, bu hayvanların özellikle süt ürünlerinin tüketilmesiyle özellikle pastorize edilmemiş süt ürünlerin tüketilmesiyle ortaya çıkmaktadır.

 

Bruselloz özellikle eklem ve kemikleri tutan ama bunun yanında başka sistemlerle de ilgili ateşli bir hastalıktır.

 

Buradaki ateş özelliğine dikkat etmek gerekir. Çünkü bruselloz da yükselen ateş belli bir dereceyle yavaş yavaş yükselir ve kalır ve daha sonra yavaş yavaş iner.

 

Eğer uygun tedavi edilmesse bu ateş sürekli olarak kalır. Burada görülen ateş yüksekliğini üst solunum yolu enfeksiyonlarında veya başka hastalıklarda görülen ateş yüksekliğiyle karıştırmamak gerekir. Uygun tedavi edilmeyen ateşler brusellozda kolay kolay düşmezler.

 

Bruselloz Hastalığı Tedavisi

 

Bruselloz’un dünya sağlık örgütü tarafından önerilen ve 30 yıldır hiç değişmeyen son derece basit bir tedavisi vardır. Kombine bir tedavi yani iki ilacın birlikte kullanılmasıyla giderilen bir tedavidir.

 

Bu açıdan bruselloz diğer hastalıklardan ayrılır, şöyle ki bakteriler zaman içerisinde evrim göstererek mutasyon oluşturarak ilaçlara karşı direnç kazanırlar, oysa bruselloz bakterisi bu ölçüde direnç gösteren bir bakteri değildir, bu nedenle 30 yıldır önerilen tedavi rejimi geçerlidir. Bu ilaçların isimlerini eczanenizden ya da doktorunuzdan öğrenebilirsiniz.

Kusma Hastalığı (Bulimia) Nedir?

Bulimia Hastalığı bir yemek yeme bozukluğu hastalığıdır. Kişi normal durumda yemek yemektedir. Ancak kişi tartışmasız olarak çok dediğimiz bir porsiyon yemeği kısa sürede tüketiyor bunu tıkınırcasına tabiriyle açıklayabiliriz, kişi bu yemekten sonra sanki doymamışcasına 1-2 saat sonra tekrar yoğun bir yemek yiyiyor ve bu durum yeniden tekrarlanıyor, biz bu durumu obezite olarak da açıklayabiliriz, ama kişi burada çok yemek yemesine rağmen şişmanlamaktan korkuyor, üstelik bu çok yemelerden sonra gidiyor ve bir şekilde kendisini kusturuyor fakat ardında tekrar çok miktarda yemek yiyiyor, ancak bu çok uzun sürmeyebilir.

 

Burada kriterimiz şudur, kişi 3 hafta boyunca haftada iki kere böyle bir zorlantıya girmişse yani devamlı yemek yiyip, daha sonra tekrar kusma davranışı göstermişse ve yaptığı durumun farkında olmasına rağmen kendini durduramıyorsa ve tekrar çok büyük öğünleri çok açmışcasına tüketiyorsa biz bu duruma bulimia diyoruz.

 

Bulimia hastalığı iki şekilde görülür, biri kusma davranışıyla oluşur, diğeri kusma gerçekleşmeden oluşur, her şekilde haftada birkaç kez çok sık ve yoğun yemek yeme davranışı gösterilmesi yine kusma hastalığı olarak tanımlanmaktadır.

 

Kusma Hastalığı Tedavisi

 

Bulimia özel tedavisinde depresyonla ilişki olduğu için psikiyatrik tedavi gereklidir, psikiyatrik muayenenin arkasından bir takım depresyon ayırt edici veya kişilik örgütlenmesini tarayan testler gerçekleştirilmesi çok önemlidir. Mutlaka antidepresan tedavisine başlanmalıdır. Kişinin vücudunda hasarlar oluşmuşsa mutlaka konuyla ilgili uzmanlara kişi yönlendirilmeli ve kişi çek-uptan geçmelidir.

Vitiligo Hastalığı ve Tanısı

Vitiligo’nun teşhisi klinik olarak konulur, tecrübeli bir klinistyen bir takım muayene yöntemlerinin yardımıyla hastanın vitiligo olup olmadığını anlayabilir fakat, karışabildiği bir takım hastalıklarda vardır, bunlar egzamatize reaksiyonlar veya bir çeşit mantar enfeksiyonu olabilir, yine beyaz renkte seyreden deri lezyonları olabilir.

 

Özellikle esmer tenli kişilerin cildinde herhangi bir travmayı veya yaralanmayı ortaya çıkaran durum vitiligo ile karıştırılabilir.

 

Bunun dışında birtakım sendromlarda deri beyazlaması olabilir. Bunlar tecrübeli bir klinistyen tarafından kolaylıkla ayırt edilebilen durumlardır.

 

Vitiligo Hastalığının Sebepleri

 

Vitiligo’nun nedenleri kesin olarak bilinememektedır. Bir takım varsayımlar ileri sürülmektedir, bunlardan birincisi bir takım aktif lenfosik dediğimiz hücreler var insan vücudunda bunlar deriye renk veren hücreleri ortadan kaldırıyor dolayısıyla derinin renk yapabilme kabiliyeti olmadığı için o bölge beyazlıyor. Bu birinci teoridir.

 

Bir diğer teori sinir hücreleriyle yine deriye renk veren hücrelerin arasındaki etkileşimden kaynaklanıyor,

 

Üçüncü teoride bir takım toksik maddelerin deriye renk veren hücreleri tahrip edip deride beyazlamaya yol açması şeklinde ortaya çıkıyor. Fakat bilinen bir gerçek var ki vitiligonun genetik özelliğinin olduğu, ve özellikle vitiligolu bireye sorulduğunda ailesinde yüzde 30 oranında vitiligolu bireylerin olduğu söyleniyor.

 

Vitiligo genel olarak toplumu yüzde 1 oranında etkileyen bir hastalık türüdür. Eğer bir kişi vitiligo hastasıyla çocuğunda da vitiligo hastalığı çıkma ihtimali %10 civarındadır. Vitiligonun genetik özelliklerle ilişkisi vardır.

Gebelikte Hipertansiyon

Hipertansiyon hamile bir kadın ve bebeği için tehlike taşır. Gebe kadında böbrek rahatsızlığı veya felç gibi hastalıklar olabilir. Gelişim sürecinde olan bir bebeğin, annesinde yüksek kan basıncı plasentaya giden kan akışının azalmasına sebep olur. Bu durum bebek için normalden küçük ve rahim geriliğine yol açabilir. Kesinlikle dikkat edilmelidir.

Gebelikten önce yüksek kan basıncı olan kişiler gebelik sürecinde de kan basıncını yakından takip etmesi gerekmektedir. Kan basıncınızı kontrol etmeye yardımcı olan bir doktora gidebilirsiniz.

Yüksek kan basıncı ilaçlarının bazıları gebelikte tehlikelidir, tehlikeli olmayanlar da vardır. İlaçları doktor bilgisi olmadan bırakmayın veya kullanmayın! Bu durum çok tehlikeli olabilir. Hamileliği bekliyorsanız doktorunuza yüksek kan basıncı ile ilgili ilaçlarınızı gösterin ve ona göre hareket edin.

Gebelik Döneminde Sigara ve Alkol Kullanımı

Hamilelikten önce yada hamilelik döneminde sigara kullanılması normal gebeliğin sürecini olumsuz etkiler. Sigarada nikotin, karbonmonoksit ve katran ile benzer çok çeşitli zararlı maddeler vardır. Hamile annenin sigara tüketmesi plasenta dediğimiz ve anne ile bebek arasında bağı kuran köprüden bu zararlı maddelerin geçerek bebeğe ulaşması demektir.

Bu durumda bebeğin tükettiği oksijen miktarının azalması ve daha az beslenmesi anlamına gelir. Sigara aynı zamanda düşük, dış gebelik veya erken doğum riskini de arttırmaktadır.

Sigara kullanan anne adaylarının çocuklarının boyu, içmeyen annelerin çocuklarının boylarına göre ortalama 10 cm daha kısa, ve kiloları da içmeyen annelerin çocuklarına göre yaklaşık 200 gr daha az olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur.

Alkol Kullanımı ve Gebeliğe Etkileri

Alkol tüketimi solunum alınımını ve kalp atışlarının ritmini düşürmektedir. Hamile kadınların alkol kullanması halinde bu alkol plasenta aracılığıyla bebeğe ulaşmaktadır. Alkol tüketimi de kullanmayan anne adaylarına oranla düşük ihtimali arttırır.

Yapılan araştırmalarda alkol kullanan annelerin çocuklarında alkol sendromu ismiyle adlandırılan zeka, davranış bozukluklarını içeren hastalıklara rastlanılmıştır.

Bu da bebeklerde meydana gelen zeka geriliğinin nedenini oluşturmaktadır.

Burada anne adaylarından gelen soruların başında düşük miktarda alkol tüketiminin zararlı olup olmayacağına yöneliktir.

Ne düzeyde alkol tüketiminin bebeğe zarar vereceği veya riske atacağı kesin olarak bilinememektedir. Bunun içi bu noktada bir sınır koymak mümkün değildir, yinede alkol ihtiyacı hissediyorsanız aralıklı ve düşük miktarda kullanım riski azaltacaktır.

Hepatit B Virüsü Nedir, Hepatit B Belirtileri

Hepatit B Virüslerle meydana gelen, karaciğerde iltihaplanmaya neden olan ve özellikle karaciğer üzerinde yıkıcı etkiye sahip bir enfeksiyon hastalığıdır.

Dünya en çok karşılaşılan hepatit türü olmasının nedeni, kronikleşme eğiliminin olmasıdır.

Hamile ve hepatit B virüsü taşıyan bir annenin yeni doğmuş çocuğu yüzde 90 ihtimalle hepatit B virüsünü kronik hepatit şeklinde alacaktır.

Ancak yetişkin bir birey ortalama 20’li yaşlarda hepatit B virüsünü alırsa, bu kişinin taşıyıcı olarak kalma oranı yüzde 10 düşecektir.

Yapılan araştırmalar dünyada her dört kişiden birinin hepatitle karşı karşıya kaldığını ortaya koymaktadır.

Hepatit B virüsü karaciğere bulaştıktan sonra, yaklaşık 20-25 yıllık bir dönem sonunda karaciğer kanseri, siroz gibi ağır hastalıklara sebebiyet verebilmektedir.

Hepatit B enfeksiyonuna karşı bağışıklık sağlanması garanti edilemez. Bu nedenle, yüksek titreli bir anti-hepatit B immünglobülin preparatının kullanılması gerekir. Yeterince erken verilmesi ve tekrarlanması koşuluyla bu ikinci preparat hepatit enfeksiyonuna karşı koruma sağlar yada hastalığın seyrinde değişiklik yapar. Yalnızca bu virüsle teması çok fazla olan kişilerde kullanılmalıdır.

Hepatit B Virüsünün Temel Belirtileri

Bu virüsün ortaya çıkmasını gösteren en önemli belirti ciltte kızarıklık, vücut eklem ve kas yapısında ağrıdır.

Bunun dışında, hafif düzeyde ateş, bulantı hissi, karaciğer ve çevresinde baskı hissetme, sarılık durumu ve iştah kaybı hepatit b virüsünün hissedilen belirtileridir.

Hepatit B virüsünün en belirgin bulaşma yolu kan ve vücut sıvısıdır. Özellikle kurumuş kan bile virüsün bulaşmasına yol açabileceğinden kişilerin bu konuda hassas davranmaları gerekmektedir. Cinsel ilişki esnasında koruyucu önlemlerin alınması hepatit B virüsünün bulaşıcı fonksiyonunu devre dışı bırakacaktır.

Hepatit A Virüsü Nedir, Hepatit A’dan Nasıl Korunulur?

Hepatit A, benzer viral hepatit etkenlerinden yani sarılık etkenlerinden oldukça farklıdır göstermektedir. Bunun nedeni Hepatit A hastalığını geçiren kişilerin hastalığı çevrelerine bulaştırmalarıdır. Yani bu hastalık taşıyıcı durumunda bulunanlardan değil hastalığı aktif olarak yaşamakta olanlardan çevrelerine bulaşır ve en önemli bulaşma yolu hastanın dışkısıdır.

Hepatit A Virüsü hastalığını aktif yaşayan kişi ishal olsun veya normal büyük abdest yapıyor olsun, büyük abdestiyle yani dışkısı yoluyla etrafa virüs yayılır ve büyük abdestin kirlettiği her çeşit ortamdan da sağlıklı kişilere bu virüs bulaşır.

Hastanın dışkısının kirlettiği yerlerden insanlara ağız yoluyla geçer. Hastalığı geçirmekte olan kişilerin sarılık hastalığı henüz ortada yokken,  ilk bir hafta hepatit A virüsünün bulaşmasında en riskli ve bulaşması en muhtemel dönemdir. Kişi hasta olmayabilir, hatta sarılık hastalığı da yoktur ve kendini normal hissetmektedir. Ancak dışkısıyla bol miktarda virüs çıkartmayacağı anlamına gelmemektedir.

Hepatit A Virüsünden Korunma

Hepatit A genellikle iyi huylu bir enfeksiyon olduğundan bundan korunulmasına ancak spesifik bir durumlarda, örneğin yataklı bir kurumdaki enfeksiyon epidemi boyutlarına yükselmeye başlandığında gerek vardır. Bunun dışında pasif immünizasyon, kronik hastalıklar nedeniyle ileri derecede yıpranmış bebekler, bunlar hastalarla yakın temastaysa uygulanır

Hastanın dışkısının kirletebildiği yerler, başta tuvaletler olmak üzere, kapı kulpları, lavabolar, dışkının gidebileceği su kaynakları, besin kaynakları bulaştırma yolunda en önemli rolü oynar.

Bu bulaşıcı hastalıktan korunmanın en önemli yollarından biri hijyen kurallarına uymaktır, yani tuvaletlerin temiz tutulması, ayrıca musluk ve hasta kişinin aktif olarak kullandığı ortak kullanımla ifade edilen araç gereçlerin temizliği ve izole edilmesi en önemli yöntemdir bunun dışında küçük çocuklarda daha hafif, ancak yetişkinlerde hastalığın daha ağır geçmesi sebebiyle ve aşısının olması avantajıyla aşıda korunmada en önemli yollardan bir tanesidir.

Hamilelik Döneminde Meydana Gelen Değişiklikler

Bu dönemde ilk 3 ayda meydana gelen değişimler şunlardır;

Anne adayının; adeti kesilir yada çok seyrekleşir, göğüs uçlarındaki çıkıntılar belirginleşir, göğüsler büyümeye başlar, kusma ve midede bulantının en çok yaşandığı dönemdir. Yine aynı dönemde bebeğin kalp atışları başlar, ileride çıkacak dişleri için torumcuk yapısı belirir, sinir sistemi ve temel organları oluşmaya başlar. Kafa, kol, bacak, parmak yapısı oluşmaya başlayacaktır.

Anne’nin hamileliği 6. aya yaklaştığında ise; Annenin karnında koyu renkte çizgiler oluşabilir, karın bölgesinin şişmeye başlaması ciltte gerilme ve çatlaklara yol açacaktır. Bu da dermal dokunun zorlanması ve derinin gerilmesinden kaynaklanır. Bunun dışında göğüsün başı ve çevresinin rengi koyulaşır, yine bu dönemde bebeğin hareketleri hissedilmeye başlanır. Bebek açısından bu dönemde organların gelişim hızlanır, kaslar ve el, bacak tırnakları oluşur. Bebek bu dönemde yaklaşık 1000 gr ağırlığında olur.

Anne’nin hamileliğinin son 3 ayında rahim ağzı açılmaya başlayacaktır. Kolostrum dediğimiz sarı renkte sıvı göğüs ucundan akabilir, yine bu dönemde rahim büyümesine bağlı olarak nefes darlığı oluşabilir. Karın ağrılarında hissedilir artış yaşanabilir. Yine bu dönemde bebek hareketlenmeye başlayacak ve tekme atabilecektir. Kemik yapısı güçlenecek 9. aya gelindiğinde bebeğin ağırlığı yaklaşık 3500-4000 gr olacaktır.